Sitene Saat Koy
Menem aşk içre cân ! - Blogcu


Menem aşk içre cân !
''Çünkü, dedi Züleyha, güzelliğin bir derin kuyu senin. Bir düşenin kurtuluşu kolay olmaz.Ne mutlu kalbine sen düşene,ve ne mutlu senin kalbine düşene.''

İngilizce Türkçe Sözlük
Kelime:
© www.IngilizceSozluk.gen.tr

HâLim-i BeyâN

25/4/2008
Kategori: H_Lim-i Bey_N




Sen biliyorsun ya…
Herkes bırakıp da gitmiş iken zindanımda bir başıma,
Sen benimlesin ya,her anımda..
Ahh Rabbim..
Sen hiç yanlış anlamassın..

Anla(ya)mamış onlar…Ne fark eder ki Rabbim,
Sen hâllerden en iyi anlayansın..

Şimdi sana teslimim..

An önce vakti geldi dualarımın kabulünün.

Şimdi kabul etmemezlik yapmak..

Ah..

Senden gelene razıyım Rabbim..

Teslimiyetim yalnız sana..

Şimdi,rabıtam doğrudan götürüyor huzuruna..

En âlâ boyun büküşüyle rabt oldu nefsim bu defa..
Teslimim Ya Rabb..
Tevekkülüm yalnız sana..

Bırakma..!
Sen de bırakma..!
Kimsesizim..Sensin benim ‘kimse’m

Bırakma Rabbim..Kapılarda koyma..
Yıllarca aynı duaya ‘amin’ deyip de senden acı dilenirken,

Şimdi acıyı kapımdan almayışım olacak iş midir..?

Madem ki bugünü seçtin,olgunlaşma yolculuğuma çıkacağım ilk adımı;

Geliyorum Rabbim..

‘’Leyl’’den geçememişken…
‘Fecr’e fersah fersah uzakken,
yine de ‘Duha’nın serinliğinden isterim Rabbim..
Duha’nın serinliğinde gölgelendir beni,dualarımın kuşatıcılığında…


Kuşat ey Rabbim..

Merhametin ile kuşat…

Kuşat ki..rahmetinle nazar eyleyim gönlüme..

Ve diyeyim ; ‘ Razıyım ALLAh’ım.. senden gelen her şeye razıyım…’’

Diyeyim de , dilimden gönlüme indirebileyim;

''Sana dua etmekle hiç bedbaht ve mahsûn olmadım'


Elife
  06.08.2007/
04:11

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Sevgiliyi Sevenler Özler

21/4/2008



Duy beni, gör beni ey Yar!
Dünyâ Artık Daha Kalabalık Ve Daha Karanlık
Bu Şehrin Duvarları Sağır
Bu Şehir Sen’den Sonra Darmadağın, Harâb
Bak, Kayıp Gidiyor Yıldızlar Avuçlarımdan
Sana Yabancı Bu Çağlarda
Artık Her İnsan Bir Başına, Yapayalnız Ve Çâresiz
Beni Bu Sahte Kalabalıklarda Sen’siz Bırakma


Saâdet Çağının Uzağında Kaldı Adımlarım
Mevsim Boran
Mevsim Kaç Asırdır Yalancı Bahâr
Yeminlerin, Biâtlerin Irağında
Zakkum Ağacının Kökünü Saldılar
Kızılca Kıyâmet Hangi Yana Baksam
Renkler Ölümüne Ağlıyor Peşinden
Güneşin Uyanışını Bekleyen Perdeleri
Sen’siz Bomboş Kalan Ellerimi Doldururmuşçasına
İndiriyor Ama Kaldıramıyorum


Gözlerim Akıyor Yollara
Dokunsun Diye Sana
Duâlarla Kuşattım Acılar Mahzenimi
Sen’in Gurbet İkliminde
Çâresiz Firaklar Baskınında
Uzaklara Bırakma Beni
Anlatır Sen’i Bir Çift Güvercin
Bir Örümcek Ve Kusvâ
Yakından Görmeliydim Ellerini
Ellerini Kaldırdığında İkiye Yarılışını Ay’ın
Bedir’de Ellerini Görmeliydim
Sen Duâ Olup
Yağmur Yağmur Yağarken Yeryüzüne
Görmeliydim Gülistân Ellerini


Kalbim Sökülüyor Yuvasından
Rengini Yitiren Zamânlarda
Kalan Mı Benim, Giden Mi
Yokluğunda Gidenler Mi Yoksa Kalanlar Mı Gurbetçi
Bırakma Beni Sensizliğin Bitimsiz Kuytuluğuna
Sıcak Bir Aşkın En Müntehâ Kapısında
Sana Kavuşmadan Unutmam Beklemeyi
Sen’i Unutmam, Unutmam Çağların Çağını
Biliyorum Bir Gün Ansızın Geleceksin
Sen’in Yağmurunda Islanacak Dünyâ
Yaşanmamış Bahârları Getirmek İçin
Yeniden Yazmak İçin Aynaların Sırrını
Rahvan Atlarla Geleceksin Biliyorum


En Çok, Tanımamalar Kanatır Beni
Tanıyan Sever, Sevenler Özler Sen’i
Buralar Gayrı Şaşkınlığın Son Halkası
Gayrı Buralar Acem Mülkü
Sevdâlar Acem, Karlar, Yağmurlar Acem
Martılar Bu Denizi Terk Edeli Beri
Rüyalarıma Da Uğramıyorsun Artık ;(
Özlemler Rüyada Başlar, Sevdâlar Rüyada Dâim
Sen’den Başka Sığınacak Divan Yok
Güneşe Renk Veren Renkler Ülkesinde
“Huzur” Ver İçimdeki Yalnızlığa Sesinle
Utanmıyorum Gözyaşlarımdan Anarken Sen’i


Sana Geç Kalmışlığımdan
Bu Şehre Depremler İniyor Bir Bir
Sen’siz Her Şeyde Yarım Kalmışlığın İzi
Sen’i Unuttuğumdan
Kuşlar Da Terk Ediyor Beni
Şehirler Gibi Şiirler De Kirlendi Ardından
Perdeler Kalkmadı, Filizlenmedi Tanyeri
Pişmanlıklar Kalbimde Tutam Tutam Gül
Bu Karda/Kışta, Bu Işıksız Duldalıkta
Beni, Sevenlerini, Özleyenlerini
Korku Tûfanında Hiçlik Karanlığına Bırakma


Yokluğunda, Anne Bağrı Da Gurbet, Vatan Da
Kuru Bir Hurma Kütüğü Kadar Olmasa Da
Yokluğunu Yoksulluk Sayan Bütün Kalbimle
Özledim Diyorum, Özledim Sen’i
Süvâriler Vuruldu, Sen Gelmedin, Bahâr Gelmedi
Belli Ki Sen’i Özlemeyi Bile Beceremiyorum


ZAFER ŞIK

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hazana Düşmüş Bahçelere Gül Koklatma Vakti

18/4/2008




Vakit baharı yaşama vakti değil midir gayrı..Çöllerin o güle hasretini bir nebze olsun giderme vakti değil midir,bir ‘’gül suyu’’ serinliği ile..


Gül'ümüz ( sallAllahü aleyhi ve sellem)bir başka diyarın gülistanında artık.. Artık sadece sâlih/a aşıklarının rüya bahçelerinde gösteriyor gül cemalini..

O gideli çölleşmiş bir dünyadır içinde yaşadığımız.Şimdi o Gül’den (‘’Ona binler selâm’’) gelecek bir ab-ı hayat rahmetidir muhtaçlığımız..

Gül .. Yok artık bu gülistanda… Dünya da artık nasipsiz gül bahçelerini gülistan yapan Gül’den… Öyleyse vakit gelmedi mi daha.. Dünyayı gülistan etme vakti … Ne duruyoruz hâlâ..

Büyükler ; ‘’Gül mevsimi geçince,gülün kokusunu nereden alacağız’’ diye sorarlar..
Öyle ya..Gül mevsimi geçti..Gülistan yok oldu.. Vakt-i Hazandır şimdi gül bahçelerinin mevsimi..Şimdi bülbül inler oldu , Gül’ü göçeli gülistanından.. Bitmeyen bir hasret,dinmeyen bir elem değil midir onu böyle acı acı çağlatan..

Ey bülbül.. Gül sevdalılarının özlemine de mi ses olursun ki asırlar geçmiş hâlâ susmassın.
Ah bülbül.. Ey, Gül sevdasına,Gül’ü görmeden tutulan Gül nasiplisi.. Sen söyle,vakit gelmedi mi daha..?

Dünyayı gülistan etme vakti.. Hani o Gül göçünce bu gülistandan , onun aşıkları bir şebnem olup da düşüverdi ya gül bahçelerinde garip kalan gülcükler üzerine.. Hani şebnem olup yağışları onları bir’’gül suyu^^hâline getiriverdi ya.. İşte vakit gül sularıyla olma vakti.. Vakit ‘gül sularıyla ‘’ bezenme vakti.. Vakit; benzeme vakti…

Bu cümleler cevap olmuyor mu;büyüklerin ; ‘’Gül mevsimi geçince gülün kokusunu nereden alacağız?’’ ,sorusuna..
Dostum… Sen söyle şimdi.. ‘’Gül mevsimi geçince;gülün kokusunu nereden alacağız’’? Gül sularından değil mi..? Şüphesiz ki onlardan.. Onların her biri,Gül sevdalısı idi. Gülün kokusunu çeke çeke bir gül suyu hâline getirdi onları Gül’ü Yaratan( ‘’Şanı en yüce olan’’) ‘’ Yok ki… Gittiler.. Onlarda terk ettiler Gül gidince buralardan’’ mı diyorsun a bülbül?

Bilmez misin ki gül suyundan o Gül’ün kokusunu duymak için ;önce Gül’E,sonra da gül sularına gönül vermek gerektir.. Şimdi vakit gül sularını anlama vakti.. Vakit Gül’e olan hasretimizi, gül kokusuna olan muhtaçlığımı onlarla teskin etme vakti.. Şimdi var git,o gül sularının meclislerinde bulun dostum..Bulun ki birinci surun üflenmesiyle başlayan ölüşün 2.bir surla hayat bulsun.. ‘’O gül suları ki ; zamanın İsraf’ilidir’’ dostum ..

‘’Gerçek ölü kimdir?’’ Arifler cevap veriyor; ‘’ALLAh’ın velilerinden habersiz yaşayanlardır.’’ Şimdi söyle bana; ölü müsün .?Yoksa diri kalmayı başarabildi mi ruhun,Gül gidince çöle dönen gülistanda? Evet diyorsan ne mutlu sana.. Sen ne güzel bir yoldasın o zaman dostum.. Ama bihabersiz isen, inkar edercesine bir hayat sürmekteysen; ‘’Alimler,peygamberlerin varisleridir’’ hadis-i mübareğini…İşte o zaman…. Yazık sana !..

Gel .. Gel şimdi en fazla muhtaç olduğun demdir,ab-ı hayat yudumlamaya..Gel şimdi meclisi ârifanlara…
Zira sureten yaşamış görünürsün ne fark eder ,sireten ölmüşsün sen !.. Gel şimdi.. Gel ,hazana uğrattığın gönlüne gül suları serpelim..Serpelim de bizde cennet ağaçlarının gölgesinde dinlenelim,onlarla beraber olup… Hani buyuruyor ya Gül (SallAllahü aleyhi ve sellem); ‘’Cennet ağaçlarının(ALLAh dostlarının) altında(gölgesinde) oturunuz…


Haydi o zaman ..Bak bu davet Gülün rahmetine hasret bu garip aşıktan değil..Bu davet O'ndan..Gül’den bu davet..
Ne bekliyorsun o zaman..Gelsene dostum..Gel sen de gülistana su götürenlerden ol .. (–Sâlat okuyanlardan -)
ALLAh ile olmak mı istiyorsun..O zaman onun dostlarının huzurunda bulun dostum.. Bunu da Gül diyor bilesin,ben değil… Ben mi Gül’ün sünnetinden bihaber olup da ,gafil olduğum bir şeyin müjdesini vereceğim? SubhanAllah..Bu ne cüret!

Gel ,benliğimizden kurtulup bende olalım şimdi bir kamil mürşide....
‘’İmanın avuçta kor taşımak kadar zor olduğu’’ şu dünya çölünde gönlümüze gül koklatmanın ; gül sularına gönül bağlamaktan başka çaresi yok dostum..

Koca cihan sultanı Sultan Selim Han(r.anh)anlamış da ; ‘’Kainata sultan olmak bir kuru sevda imiş,bir mürşide bende olmak her şeyden evlâ imiş ‘’ demiş, söyle şimdi o cihana sultanken anlamış da sen nefsine hükmedemiş,can kafesinde ruhunu hapsetmişken,sen mi anlamıyorsun..?!

Bekliyorlar..
Gönüllerinde bir Gül sevdası ..Ellerinde (kalbinde) gül suları ile ( feyz-i ilahi ile ) huzurlarında boyun büküp em güzel bir rabıta yolculunda seni ResulAllah’a ulaştırmak istiyorlar.. Başka bir derdi yok onların.. Resulle kavuşturup,Rabbine ulaşman içindir onların seni huzurlarına çağırmaktaki tüm ısrar ve gayretleri..

Şimdi sen nasıl olur da,o huzurda boyun büküp el bağlayan,nefsini kalbine rabteden bir müridi şirk ile suçlarsın? Bu ne gaflet.. ! Sen, seni güzelliğe götürenleri,güzellikten nasiplendirenlerini gönlüne yâR eyler,devamlı onlarla olmak ister ve her dem zikredersin de,söyle onu En Sevgiliye (azze ve celle) götüren ,En Sevgilinin ,En Sevgilisine (azze ve celle) götüren bir kamil mürşidin ismini zikreden bendeyi nasıl anlamazlıktan gelirsin.. Bilmez misin , gayretullaha dokunur bu.. O hâlde gel şimdi yol hazırlığımızı tamamlayıp( benliğimizden kurtulup) yola çıkalım bir kutlu önder ve yol’a (Ehl-i Sünnet vel Cemaat) gönül vermiş yolcular ile..

Elife
1 Eylül 2007
01:11


“Mürid, şeyhi ile övünen kimse değildir; gerçek mürid, güzel ahlâkından dolayı mürşidinin kendisiyle övündüğü kimsedir.”


Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı